“Engelli, işe muhtaç” diyen patrona karşı 388 gündür direniş

Mobbing ve ağır çalışma koşullarına maruz kalan DIGEL işçisi Bilal Karaduman, “Engelli olduğu için işe muhtaç, başka yerde iş bulamaz” diye düşünüyorlardı. Direniş alanında da 15 arkadaşımla birlikte, yapamaz dedikleri her şeyi direnerek gösterdik” dedi.

Fotoğrafta Bilal Karaduman direniş çadırı önünde kameraya bakarak poz veriyor.

İzmir, Ege Serbest Bölge’de işten çıkarılan 15 DIGEL Tekstil işçisi, işe iade ve sendika hakları için 388 gündür direniyor.

DIGEL Tekstil, yüzde 30’luk sefalet zammı ve çalışma koşulları karşısında 17 Ocak 2025’te Türkiye Tekstil Örme Giyim ve Deri Sanayi İşçileri Sendikası’nda (TEKSİF) örgütlenen 4 işçiyi aynı gün tazminatsız şekilde işten çıkarttı. Ardından şubat ayında 3 işçiyi barışçıl metin okuduğu için 13 Haziran’da ise sendikalı 8 işçiyi telefonla arayarak Kod 49 ile işten çıkarttı.

Son işten çıkarılan 8 işçi arasında bulunan doğuştan sağ kolunda yüzde 60 engel bulunan Bilal Karaduman’la direnişlerini ve engelli işçi olarak mücadelesini konuştuk.

Digel Tekstil işçileri fabrika önünde yanyana şekilde kameraya bakarak poz veriyor.

“İki kolla yapılması gereken işi tek kolla yapmamı istediler”

2021 yılında DIGEL Tekstil’de işe başladığında destek operatörü olarak çalıştığını ve engel durumuna uygun iş yaptığını aktaran Karaduman, sendikalı olduktan sonra kendisi için uygun olmayan bir göreve verildiğini söyledi. Karaduman, sendikalı olduktan sonra yaşadığı süreci şöyle anlattı:

“Masa başında yaptığım yarı zamanlı işime son verildi. Aşağıya indiğimde ekip liderleri ve üretim müdürü bana, “Artık yukarıda çalışmayacaksın, sevkiyatta da olmayacaksın” dediler. Beni “beden askılama” denilen bir operasyona verdiler. Bu iş, iki elle yapılması gereken bir iş. Sonrasında çalışma alanımı daha da daraltmaya başladılar. Üretim ile kesimhane arasında, kesim makinesi denilen tehlikeli bir makinenin olduğu daracık bir alana beni sevk ettiler. Bu makinenin sürekli hareket eden bir kolu var ve otomatiğe bağlandığında sürekli geziyor.”

“Bunca yıldır yaşamadığım ağrıları yaşadım”

Karaduman’ın sol kolunda ve vücudunda, iki elle yapılması gereken bir işi tek elle yaptığı için ağrılar başladı. Üretim müdürlerine “33 yaşındayım, bunca yıldır yaşamadığım ağrıları yaşadım. Sağ kolumda böyle sıkıntı görmedim, kolumda problemler başladı” diyen Karaduman, “Verimlilik sistemine geçtik, seni eski yerine veremeyiz, artık bir düzen var” yanıtını aldı.

Doktora giden Karaduman, ağrıları için ilaç kullanmaya başladı. Ancak Karaduman’ın, kas problemleri yaşadığını bildirmesine rağmen yeri değiştirilmedi.

“Engelli, işe muhtaç, iş bulamaz”

Direniş boyunca en ön safta yer alan Karaduman, engelli olduğu için maruz kaldığı mobbing hakkında şunları kaydetti:

“İçeride küçük çaplı bir iş bırakma eylemi yaptık. Ben en ön saftaydım ve hakkımı bağırarak dile getirdim. Onlar, “Engelli olduğu için işe muhtaç, başka yerde iş bulamaz” diye düşünüyorlardı. Takım liderleri zaman zaman beni, “İşini yap yoksa atılırsın, engellilerin iş bulması zor” diye tehdit ediyordu. Direniş alanında da 15 arkadaşımla birlikte, yapamaz dedikleri her şeyi direnerek gösterdik.”

Ölüm merdiveni ve erişilebilirlik

Sefalet zammının yanında fabrika içerisinde onur kırıcı davranışlardan ve erişilebilirlik sorunlarından da bahseden Karaduman, “Mescide giden ve “ölüm merdiveni” dediğimiz bir yer vardı. Ben oradan yuvarlanarak düştüm. Merdivenlerin sağı ve solu elektrik telleriyle doluydu, basamaklarda kaydırmaz bant yoktu. Yağmurlu bir günde 20 basamak düştüm, gözüm karardı. Beni revire kaldırdılar ama takım liderleri sadece bakıp üretime döndü, bir “Geçmiş olsun” bile demediler” diye konuştu.

Ayrıca Karaduman, hamile işçilerden ultrason görüntüsü istediklerini ve “Bebek keseye düştü mü?” şeklinde sorular sorduklarını belirtti.

Engelli işçinin emeğini görmezden gelme ve değersizleştirme

Karaduman, çalıştığı her yerde engelli olduğu için emeğinin görünmez kılındığını ve işin ona bir lütuf gibi sunulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Daha önceki tekstil firmasında da ağır yükler taşıtıyorlardı. Hakkımı aradığımda, “Asgari ücretin fazlasını veremeyiz” diyorlardı. DIGEL Tekstil’de de 4 yıl boyunca hep asgari ücrete denk gelecek şekilde maaş aldım. Fabrikada en düşük maaşı ben alıyordum. Asla emeğim değer kazanmıyordu. Hep “Beğenmiyorsan git, yerine başkası gelir” tavrı vardı.”

Engelli işçilere çağrı

Son olarak Karaduman, tüm engelli işçilere örgütlenme çağrısında bulundu. Karaduman, “İş yerinde kötü koşullarda çalışıyorlarsa kesinlikle üstlerine bildirmekten ve haklarını aramaktan çekinmesinler. Sendikalı değillerse muhakkak sendikalı olsunlar. Sendika korkulacak bir şey değil, bizim en büyük güvencemizdir. Hukuki olarak da en büyük dayanakları bu olacaktır. Emeğimizi kimsenin değersizleştirmesine izin vermemeliyiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bir Cevap Yazın

Sakat Cenah sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin