Görme engelli Burak Can Kabaardıç ve kardeşi Berk Can Kabaardıç, yedi günlük tatil için gittikleri Marmaris Turunç Premium Otel’de bağımsız hareket etme taleplerinin dikkate alınmadığını ve aşırı korumacı tutumlar nedeniyle tatillerini yarıda bırakmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Kabaardıç kardeşler, otel yönetiminden sürekli refakatçi değil; yemek listesine erişim, ihtiyaç halinde yönlendirme ve denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra bulundukları yere dönebilmeleri için makul destek istediklerini belirtti. Ancak Kabaardıç’ın anlatımına göre yönetim bu talepleri eşit hizmet hakkı olarak görmek yerine, kardeşlerin otel içinde ve havuz/deniz kullanımında bağımsız hareketini sınırlayan bir yaklaşım benimsedi.
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 9. maddesi erişilebilirliği, 19. maddesi ise bağımsız yaşam ve topluma dahil olma hakkını güvence altına alıyor. Oteller ve turizm işletmeleri de engelli müşterilerin hizmetlerden eşit biçimde yararlanabilmesi için makul düzenleme yapmakla yükümlü.
Engelli kişilerin sıklıkla karşılaştığı mikro saldırganlıklardan biri olan “çocuk yerine koyma” tutumuyla karşılaştıklarını belirten Burak Can Kabaardıç, yarım kalan tatil deneyimlerini Sakat Cenah’a anlattı.
“Personel ilgiliydi, sorun yönetimdeydi”
Kabaardıç, açık büfede personelin her öğünde menüyü tek tek saymak zorunda kalmaması için yemek listesinin kendilerine gönderilmesini istediklerini belirtti. Ancak otelde ellerinde böyle bir liste olmadığı söylendi. Buna rağmen personelin yemek alma ve otel içinde destek konusunda ilgili davrandığını vurgulayan Kabaardıç, “Personel çok ilgiliydi, her türlü destek oldular. Benim çalışanlarla ilgili hiçbir şikâyetim yok” dedi.
Kabaardıç’a göre sorun, otel yönetiminin görme engelli misafirlere yaklaşımıyla başladı. Otele girişte bir görevlinin “Buraya nasıl geldiniz?”, “Tek başınıza mı geldiniz?” diye sorduğunu anlatan Kabaardıç, kendilerine “Helal olsun” denildiğini aktardı. Kabaardıç, “Helallik bir durum yok. Çalışan insanlarız, hayatımızı bağımsız şekilde sürdürüyoruz” dedi.
Talep refakatçi değil, makul destekti
Kabaardıç, otel yönetiminden taleplerinin sürekli yanlarında bir personel görevlendirilmesi değil, ihtiyaç duyduklarında destek alabilecekleri bir iletişim düzeni kurulması olduğunu söyledi. “Denizden çıktığımızda şezlongu bulmak, restoranda yemekleri seçmek ya da snack bara giderken destek almak gibi küçük şeyler istedik. Bunun için bir personelin sadece bize ayrılmasına gerek yoktu” diye konuştu.
Ancak Kabaardıç’ın anlatımına göre yönetimin belirlediği sistem, kardeşlerin tatil programını kısıtlamaya başladı. Kendilerine destek için görevlendirilen personelin mesaisinin biteceğini söyleyerek denizden belirli bir saatte çıkmaları gerektiğini aktaran Kabaardıç, “İstediğimiz saatte girip istediğimiz saatte çıkma özgürlüğümüz var. Orada bedava kalmıyoruz, bir hizmet satın aldık” dedi.
“Gereksiz korumacı tavırdan uzaklaşmadılar”
Benzer bir durumun otelin havuzunda da yaşandığını belirten Kabaardıç, genel müdürün “Şu an personelim yok, havuza sonra girin, odanıza çıkın” dediğini iddia etti. Yüzme bilmediğini ancak denizde ve havuzda kendi sınırlarını bildiğini söyleyen Kabaardıç, “Görme engelli olabiliriz ama aklımız başımızda. Gereksiz korumacı tavırdan uzaklaşmadılar” ifadelerini kullandı.
Piyano krizi sonrası iade talebi
Kabaardıç’ın tatili yarıda bırakma kararı almasına neden olan son olay ise lobideki piyano oldu. Profesyonel müzisyen olduğunu söyleyen Kabaardıç, müşterilerin isteği üzerine piyanoyu çalmak istediğini ancak yönetimin önce “akordu bozuk”, ardından “elektrikli” olduğu gerekçesiyle izin vermediğini anlattı. Elektronik piyanonun akordunun bozulmayacağını belirten Kabaardıç, “Aklımla alay edildiğini hissettim. Bunun üzerine kalan günlerin iadesini talep ettik” dedi.
“Yorumu sildirmek için personele baskı yapıldı”
Kabaardıç, Google Maps’e yaptığı yorumun ardından otel yönetiminin personele baskı kurduğunu öne sürdü. Çıkış günü personelin kendisine bu baskıyı aktardığını söyleyen Kabaardıç, “Yorumda personelden memnun olduğumuzu, sorunun yönetimde olduğunu yazdık. Buna rağmen personel baskı altında bırakıldı” dedi.
Yaşadıkları sürecin ardından CİMER’e başvurduklarını belirten Kabaardıç, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na da başvurmayı planladıklarını söyledi.
“Bizi çocuk gibi değil, eşit müşteri olarak görmeleri gerekiyordu”
Kabaardıç, daha önce birçok otelde kaldığını ve benzer bir tutumla ilk kez karşılaştığını belirterek, “Biz neye ihtiyaç duyduğumuzu anlattık. Hem onların hem bizim hayatımızı kolaylaştıracak öneriler sunduk. Buna rağmen dikkate alınmadık. Bizi çocuk gibi değil, eşit müşteri olarak görmeleri gerekiyordu” dedi.
Sakat Cenah, iddialara ilişkin Marmaris Turunç Premium Otel yönetimine ulaştı. Otel yetkilileri dönüş yapacaklarını belirtmesine rağmen haberin yayına hazırlandığı saate kadar yanıt vermedi. Yanıt gelmesi halinde habere eklenecektir.
Sakat Cenah kurucusu. bianet’te muhabir olarak çalıştı. Maltepe Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde çift anadal yaptı. Halkevleri 12. Halkın Hakları Basın, Sanat ve Dayanışma Ödülleri sahibi.




Bir Cevap Yazın