Sağlamcı dil, gündelik performanslarında köre “kör” dememek için kırk takla atıyor. Ancak bazı istisnai durumlarda bu ifadeyi gayet yerli yerinde ve doğallığında kullanabiliyor.
“Polis şiddeti sonucu üç kişi kör oldu.”
Böyle bir cümlede neden “görme engelli birey oldu” denmiyor?
Gerçekten de kör olan birine kör demektense ölmeyi tercih edecek o “duyarlı” insanlar, duyarlı atlarına binip gidiyor herhalde.
Çoğunluğa göre “körlük” yalnızca olumsuz bir durumu anlatırken uygun düşebilecek bir ifade. Körlük bir felaket, yalnızca “başa gelen” bir şey. Bu yüzden de bu tür bağlamlarda kör sözcüğü rahatlıkla/kolaylıkla kullanılabiliyor. Görüyorum ki sağlamcı toplumun kör sözcüğüyle bir derdi yok, onun meşru bir kimlik/bir kültür olarak ifadesiyle derdi var.
Benzer bir tercih “sakatlık” için de geçerli. İşkence sonucu sakat kalabilirsiniz ama doğuştan sakatsanız “sakat” değil “özel insan” olursunuz. Buna gerekçe olarak bana rica ederim iyi niyetten bahsetmeyin, engellilerin kimseden var oluşlarına dair bir teselli istediğini sanmıyorum.
“Hapishanede gördüğü kötü muamele sonucu görme farklılığı yaşayan birey oldu, melek oldu, melekleşti, özel birey oldu…”
Böyle ifadeleri neden kullanmıyoruz? (Hani bireydik?) Gülünç çünkü, Ama bu kadar da değil, bir gerçeğin üstünü de kapatan bir yanı var. Bir yaşantının, bir halin, bir hakikatin gizlenmesi/yok sayılması var burada.
“Biber gazı kapsülüyle bir arkadaşımız kör oldu” diyen bir örgüt, bir başka açıklamasında “toplantıda görme engelli bir arkadaşımız söz aldı” diyor. O ilk kullanımda haklı olarak altını çizmek istediği şey, ikinci kullanımda aynı şekilde silmeye çalıştığı şey oluyor sanki. Ve o şeyin korkunç bir şey olduğunu anlıyorum.
Nerede ne dendiğiyle detaylı ilgileniyorum çünkü bu bana nerede ne düşünüldüğünü de gösteriyor. O kenarından geçtiğiniz, üstünden atladığınız, gizlemeye çalıştığınız sağlamcı düşüncelerle yüzleşmek zorundasınız.
Yetenek midir yoksa talihsizlik mi bilemiyorum ama sağlamcılığın kokusunu yüz metreden alıyorum.
Çok hassas bir burnum var ve hiç merhametim yok.
1983 İstanbul doğumlu. 2006’da İstanbul Üniversitesi Felsefe ve 2019’da Türk Dili ve Edebiyatı eğitimlerini tamamladı. Sağlamcılık karşıtı alanda örgütlü ve bireysel aktivizm sürdürmekte; eşitlikçi ve kapsayıcı bir dil kurmak için metin analizleri yapmakta ve bu konuda danışmanlıklar vermektedir.




Bir Cevap Yazın