Bursa’da otistik çocuğun bağlanması annenin bilgisi dahilinde

Bursa’da özel eğitim okulunda sandalyeye iple bağlanan öğrencinin annesine Sakat Cenah ulaştı. Annenin bağlanarak ders işlenebileceği yönünde dilekçesi olduğu öğrenildi.

İki fotoğraf var. Solda Öğrencinin bağlandığı sandalye gözüküyor. Sağda öğrencinin sandalyeye oturtulmaya çalıştığı görsel var.

Bursa’da, eğitim veren BTSO Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda, otistik öğrencilerin sıralara bağlandığı görüntüler ortaya çıkmıştı. Sakat Cenah konuyla ilgili yeni bilgilere ulaştı.

Oğlu da okulda eğitim gören bir veli tarafından cep telefonu kamerasıyla kayda alınan görüntülerin ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından inceleme başlatıldı.

Bursa Otizmli Bireyler ile Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Kıymet Bigici’nin aktardığı bilgilere göre görüntülerdeki çocuğun annesi dernek üyesi.

Sakat Cenah’ın ulaştığı Bilgici, “Anne ve öğretmenlerin anlatımına göre çocuğun sınıfta sürekli olarak kendini yere atması sonucu bir şekilde zapturapt altına alma çabaları. Anne kendisi de bir yere götürürken atlamasın diye sandalyeye bağlıyor” dedi.

İple bağlanan öğrenci B.’nın annesinin, çocuğunun sınıfta kendini yere atmaması ve zarar görmemesi için bağlanarak ders işlenebileceği yönünde dilekçesi olduğu belirtildi.

Öte yandan görüntüleri basın ile paylaşan kişi hakkında suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.

Anne: Şiddet içeren bir durum yok

Otistik çocuğun annesinin Sakat Cenah’a ilettiği mesajında şunlar yer aldı:

“Yalan yanlış bir çekim yapılıp, yayımlama hakkı yok. Bu video tamamen okulun itibarını yerle bir etmek için çekilmiş bir video. Benim kızım dört senedir bu okula gidiyor. Hiçbir sorunla karşılaşmadık. Bu durum otizmli çocuklar için normal bir durum. Burada şiddet içeren bir durum yok. Çocuk sandalyede bağlanmıyor. Ani darbe almaması için güvenliği açısından alışma sürecince geçici bir önlem. Çocuğumuz her gün spor salonunda özgürce dolaşıyor, sınıfta serbest geziyor. Ayrıca kızım yüksek derecede epilepsi hastası. O sebeple herhangi bir şekilde ani bir darbe almaması lazım. Lütfen yalan yanlış çekilmiş videoya bakıp yargılamayın.”

Veli: Video okulun ilk haftası çekildi

İple bağlanan B.’nın sınıfında eğitim gören bir diğer otistik çocuğun velisi ise “Bu video okulun ilk haftası çekildi. Öğretmenlerimiz, sınıflarımız değişti. Orada çocuklarımız zaten gergin. Benim oğlum, iki gün boyunca koridorda kendini yerlere attı” dedi.

Veli iple bağlanma konusunda ise şunları kaydetti:

“B. epilepsi hastası, gerginlikten dolayı hep bayılabiliyor. Sandalyesi normalde kemerli, kemerleri yıpranmış. Ailesinden de izin almışlar. ‘Kemerleri çalışmadığı için kemerlerin yerine ip veya tülbent herhangi bir şey bağlayabilir miyiz?’ demişler. Aile de kabul etmiş. Çünkü çocuk gerildiği zaman her an baygınlık geçirebiliyor, kafasını çarpabiliyor.”

“Önceki yıllarda öğretmenler devamlı sandalyeye sabit tutuyorlardı”

“Şu anda yaklaşık 2 aydır çocuk hiç bağlanmıyor” diyen veli, “Spor salonunda, sınıf içerisinde serbest geziyor. Hatta gezmesi çok sıkıntı da çıkartıyor. Çünkü çok hareketli bir çocuk her şeyi yıkıyor, döküyor ama öğretmenler “Olsun çocuk sürekli sabit bir yerde oturmasındansa biz razıyız peşinde gezeriz” diyor. Kendim sordum “Önceki yıllarda öğretmenler devamlı sandalyeye sabit tutuyorlardı. Siz çok bağlamıyorsunuz?” diye “Gönlüm elvermiyor” dediler.

“Çocuklar okula devam ediyor”

İncelemeyle ilgili son durumu aktaran veli, “Çocuklarımız okula gidiyor, eğitim devam ediyor. Okula polisler geldi. Aile ile konuştular. ‘Çocuğa şiddet uygulanıyor mu? Videolarda görüldüğü gibi bir şey var mı?’ diye sordular” dedi.

Veli, sandalyenin mevcut durumuna dair ise şöyle konuştu: “Çocuk yıllardır okula geldiğinden beri zaten bu sandalyesi var. Kemerler varken kemerler bağlanıyordu. Kemerler yıllar geçtikçe koptu.”

“Sandalye yenilendi mi? Sorumuza ise “Hayır, zannetmiyorum. Yenilenmemiştir” cevabını verdi.

“Hukuken mümkün değildir”

Öğrencinin sıraya bağlanabileceği dilekçesi verildiği bilgisi üzerine Bursa Barosu Engelli Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı İdil Değirmencioğlu, “Bir velinin, çocuğu adına yazdığı herhangi bir dilekçenin, çocuğun fiziksel olarak bağlanması gibi insan onurunu zedeleyen bir uygulamaya dayanak olması hukuken mümkün değildir. Türk hukukunda kimse, özellikle de özel gereksinimli bir çocuk, rıza beyanı ileri sürülerek beden bütünlüğünü, güvenliğini ve psikolojik iyiliğini tehlikeye atan bir işleme tabi tutulamaz. Veli rızası dahi hukuka aykırı bir eylemi meşrulaştırmaz. Dolayısıyla annenin yazdığı bir dilekçenin bu uygulamayı haklı kılması veya hukuken geçerli sayılması mümkün değildir” dedi.

Değirmencioğlu, “Milli Eğitim mevzuatı, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Engelliler Hakkında Kanun; eğitim kurumlarına çocuğu koruma, güvenli bir eğitim ortamı sağlama ve kapsayıcı eğitim yükümlülüğü yüklemektedir. Öğretmenler ve kurum yöneticileri açısından bağlama, sabitleme, fiziksel kısıtlama, cezalandırıcı veya küçük düşürücü herhangi bir yöntem mutlak yasak kapsamındadır. Hiçbir eğitim kurumu herhangi bir dilekçeyi gerekçe göstererek çocuğun onurunu zedeleyen veya risk oluşturan bir uygulamaya başvuramaz. Bu tür eylemler hem disiplin yönünden hem de ceza hukuku bakımından sorumluluk doğurur” ifadelerini kullandı.

“Baro olarak insan hakları ihlali olarak değerlendiriyoruz”

Ayrıca “Bursa Barosu Engelli Hakları Komisyonu olarak ortaya çıkan görüntülerin ciddi bir insan hakları ihlali niteliğinde olduğunu değerlendiriyoruz” diyen Değirmencioğlu şunları kaydetti:

“Engelli çocukların güvenliğinin ve kapsayıcı eğitime erişiminin sağlanması devletin pozitif yükümlülüğüdür. Komisyonumuz, olayın tüm yönleriyle soruşturulması, sorumluların tespiti ve çocuğun üstün yararının korunması amacıyla süreci titizlikle takip edecektir. Benzer uygulamaların tekrar etmemesi için ilgili kurumlarla iletişim kurmaya ve gerekli hukuki girişimlerde bulunmaya devam edeceğiz.”

“Görüntülerin nedeni devletin uygulamış olduğu eğitim politikası”

Özel Eğitim Uzmanı Dr. Fırat Keser, konuyu şöyle değerlendirdi:

“Bu görüntülerin nedeni devletin uygulamış olduğu eğitim politikası. Özel eğitime sağlamcı bakışla yaklaşması. Sadece ‘Çocuğun başına zarar gelmesin’ diyorlar. Kimse sizden eğitim istemiyor. Çocuk boş kaldığı için yaş ilerledikçe sorun büyüyor. Öğrenci faaliyetlerinin temelinde erken çocukluk var. Erken çocukluk eğitimi, çocuk 2-3 yaşında alması gereken eğitim. Bu eğitimi aldığında bu aşamaya gelmiyor. Milli eğitimin sistematiği yanlış.

Bazı sınıflar yurttan bozulma ışık görmüyor. Depo mesela, kalorifer kazanının yanı. Okullarda yer yok. Çocuk güneş görmüyor. Bunların da yansımaları oluyor. Fiziki şartlar kötü. Hem öğretmeni hem öğrenciyi etkiliyor. Verilmesi gereken eğitim erken yaşta verilmiyor.”

“Etik olarak doğru değil”

Milli Eğitim’de bağlı çalışan başka bir Özel Eğitim Öğretmeni ise şunları kaydetti:

“Bu normalleştirilmeye çalışılan bir uygulama. Fakat etik olarak doğru değil. Bunu normalleştirmememiz lazım. Çocuğun üstün yararından bahsedebileceğimiz bir uygulama değil. Kendine zarar vermemesi için yapıldığı söylense de, farklı yöntemler uygulanabilir. Örneğin epilepsi krizi geçirip düşmesi ve darbe almasından bahsediyorsak, yere minder koyulup oturtulabilir. Zorla sandalyeye oturtmaya çalışmak stres yükünü arttıracağı için zaten epilepsi krizini tetikleyecektir.”

Bir yanıt yazın

Sakat Cenah sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin