İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi, “Eğitimde Sağlamcılığa Hayır! Engelli Çocukların Eğitim Hakkı İçin Veli Rehberi” başlıklı çalışmasını Eylül 2026’da yayımladı. Rehber; okul kaydı, sağlık raporu talepleri, “gölge öğretmen” uygulaması, başka okula yönlendirme, BEP, destek eğitim odası, sınav uyarlamaları, erişilebilirlik, yardımcı cihazlar, akran zorbalığı, ayrımcılık, mahremiyet ve hak arama yollarını kapsıyor.
Baro, rehberin engelli çocukların ve ailelerinin deneyimlerinden hareketle hazırlandığını belirtiyor. Çalışmada eğitim hakkının yalnızca mevzuatta tanınmasının yeterli olmadığı; okulun kapısından sınıfa, ders materyallerinden sınavlara ve akran ilişkilerine kadar eğitim yaşamının tamamında hayata geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Rehberin temel yaklaşımı ise şu cümleyle özetleniyor: “Eğitim bir lütuf değil, haktır.”
Engelli öğrenci okul kaydından engeli nedeniyle reddedilebilir mi?
Rehbere göre bir çocuğun engelli olması tek başına okul kaydının reddedilmesine gerekçe oluşturamaz. Engelliler Hakkında Kanun’un 15’inci maddesine dikkat çekilen çalışmada, engelli çocukların yaşadıkları çevrede, bütünleştirilmiş ortamlarda ve eşitlik temelinde eğitimden yararlanmasının esas olduğu belirtiliyor. Okul yönetiminin “Bu okul çocuğunuza uygun değil”, “Öğretmenimiz eğitimli değil”, “Sınıfımız çok kalabalık” veya “Çocuğunuz burada zorlanır” gibi değerlendirmelerinin tek başına öğrencinin eğitim hakkını ortadan kaldırmadığı vurgulanıyor.
Özellikle okul öncesi ve ilkokul düzeyinde, öğrencinin kayıt sırasında önceden verilmiş bir yerleştirme kararına sahip olması da zorunlu değil. Böyle bir karar bulunmuyorsa sürecin okul yönetimi tarafından başlatılması gerekiyor. Çocuğun hangi eğitim ortamında öğrenim göreceğine ilişkin kararın da okul müdürünün veya öğretmenin kişisel kanaatine bırakılamayacağı belirtiliyor. Rehberin yaklaşımı, sorunu öğrenciyi başka yere göndermekte değil, öğrencinin bulunduğu eğitim ortamındaki engelleri ortadan kaldırmakta arıyor.
Çalışmada velilerin karşılaştığı önemli sorunlardan biri olan “gölge öğretmen” talebine de ayrı bir bölüm ayrılmış. Rehber, velinin kendi ücretini ödeyerek “gölge öğretmen” temin etmesinin genel bir kayıt veya okula devam şartı olarak mevzuatta düzenlenmediğini belirtiyor. MEB’in “kolaylaştırıcı kişi” uygulamasının ise velinin veya vasinin talebi ile BEP geliştirme biriminin kararına bağlı ayrı bir uygulama olduğu hatırlatılıyor. Çocuğun eğitime devamının ailenin ücretini karşılayacağı bir personel bulmasına bağlanmasının eğitim hakkı ve ayrımcılık yasağı bakımından ciddi bir hukuki sorun oluşturabileceği ifade ediliyor.
BEP nedir, veli BEP sürecine katılabilir mi?
Rehberin üzerinde durduğu bir diğer başlık Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için BEP hazırlanmasının zorunlu olduğu belirtilirken, velinin de BEP geliştirme biriminin doğrudan üyesi olduğuna dikkat çekiliyor. Dolayısıyla velinin rolü, öğretmenlerin hazırladığı bir belgeyi sonradan imzalamaktan ibaret değil; programın hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sürecine katılma hakkı bulunuyor.
BEP’in öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına göre oluşturulması gerekiyor. Program; yalnızca akademik hedefleri değil, eğitim ortamını, kullanılacak materyalleri, öğretim yöntemlerini ve ölçme-değerlendirme süreçlerini de kapsıyor. Rehber, velinin yalnızca önüne hazırlanmış bir BEP konularak imzasının istenmesinin düzenlemenin amacıyla bağdaşmadığını; BEP’in eğitim yılının başında hazırlanıp dosyaya kaldırılacak sabit bir belge olmadığını vurguluyor.
Engelli öğrenciler için sınavlarda ek süre, Braille, sesli, büyük puntolu veya erişilebilir dijital materyal, daha az uyaranlı sınav ortamı, okuyucu ya da kodlayıcı desteği gibi düzenlemelerin öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına göre değerlendirilebileceği de belirtiliyor. Kaynaştırma veya bütünleştirme yoluyla eğitim gören öğrencilerin her koşulda diğer öğrencilerle aynı sınav ve değerlendirme şartlarına tabi tutulmasının gerekmediğine dikkat çekiliyor.
Rehber ayrıca okul binasının ya da ders materyallerinin erişilebilir olmamasının öğrencinin eğitim hakkını ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Rampa, asansör, erişilebilir tuvalet, Braille veya sesli materyal gibi ihtiyaçların karşılanması idarenin yükümlülükleri kapsamında değerlendiriliyor. “Bina eski”, “ödenek yok” ya da “çocuğunuzu erişilebilir başka bir okula gönderin” gibi gerekçelerin tek başına öğrencinin eğitim hakkının sınırlandırılması için yeterli olmadığı belirtiliyor.
Tekerlekli sandalye, beyaz baston, işitme cihazı, koklear implant, FM/uzak mikrofon sistemi veya alternatif iletişim cihazlarının da öğrencinin eğitim yaşamına katılımını sağlayan araçlar olduğuna dikkat çekiliyor. Rehbere göre bu cihazların kullanımının yalnızca engellilik veya cihazın niteliği gerekçe gösterilerek engellenmemesi gerekiyor. Veliden “cihaz zarar görürse okul sorumlu değildir” biçiminde genel bir feragatname alınmasının da idarenin gözetim ve özen yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmadığı belirtiliyor.
Engelliliğe dayalı ayrımcılıkta nereye başvurulabilir?
İstanbul Barosu’nun rehberi, engelliliğe dayalı ayrımcılığın yalnızca açık bir kayıt reddi biçiminde ortaya çıkmayabileceğinin de altını çiziyor. Engelli öğrencinin başka bir okula yönlendirilmesi, velinin yıldırılması, fiziksel veya personel yetersizliğinin gerekçe gösterilerek eğitim hakkının fiilen sınırlandırılması ya da ihtiyaç duyulan makul düzenlemelerin değerlendirilmeden reddedilmesi, olayın koşullarına göre ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirilebiliyor.
Rehberde akran zorbalığına karşı da okul yönetimlerinin yükümlülükleri hatırlatılıyor. Alay, hakaret, dışlama ve fiziksel şiddetin yanı sıra öğrencinin kullandığı yardımcı cihaza müdahale edilmesi ve dijital ortamda rahatsız edilmesi de zorbalık biçimleri arasında sayılıyor. Velilere olayları tarih ve yer bilgisiyle kaydetmeleri, yazışmaları ve diğer delilleri korumaları ve okul yönetimine yazılı başvuru yapmaları öneriliyor.
Engelli öğrencinin sağlık durumu, tanısı ve engelliliğine ilişkin bilgilerin ise özel nitelikli kişisel veri olduğu hatırlatılıyor. Okulun bu bilgileri eğitim hizmetini sunabilmek için hukuka uygun biçimde işlemesi, bilgilerin diğer velilerle paylaşılabileceği anlamına gelmiyor. Diğer velilerin merakı veya sınıf içerisindeki bir uygulamanın açıklanmasını kolaylaştırma isteği, tek başına paylaşım için hukuki gerekçe oluşturmuyor.
Hak ihlali yaşayan velilere başvurularını mümkün olduğunca yazılı yapmaları ve evrak kayıt numarasını saklamaları tavsiye ediliyor. Okulların dilekçelere en geç 30 gün içinde gerekçeli yanıt vermesi gerektiği belirtilirken; sorun çözülmezse İlçe ve İl Millî Eğitim Müdürlüklerine, koşulları varsa TİHEK’e, Kamu Denetçiliği Kurumuna ve yargı yollarına başvurulabileceği aktarılıyor. Engelliliğe dayalı ayrımcılık iddiasında TİHEK’e gitmeden önce kural olarak uygulamanın düzeltilmesinin ilgili taraftan talep edilmesi; talebin reddedilmesi veya 30 gün içinde yanıt verilmemesi gerekiyor.
Rehber, velilere dilekçelerinde çocuğun tıbbi tanısını uzun uzun anlatmak yerine eğitim hakkından yararlanmasını engelleyen somut uygulamayı tarif etmelerini de öneriyor. İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi çalışmayı, “Bir çocuğun eğitim hakkı, okulun kapısında bekletilemez” vurgusuyla tamamlıyor ve hakkın sınıfta, sınavda, ders materyallerinde ve teneffüste de devam ettiğini hatırlatıyor.
Engelli öğrencilerin eğitim hakkı: Sık sorulan sorular
İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi’nin hazırladığı rehberde, velilerin eğitim yaşamında sık karşılaştığı bazı sorulara da yanıt veriliyor.
Engelli öğrenci okula kaydedilmek zorunda mı?
Engellilik, tek başına bir öğrencinin okul kaydının reddedilmesi için gerekçe değil. Rehber, okulun öğrenciyi engelliliği nedeniyle dışlamak yerine kayıt, değerlendirme, yerleştirme ve gerekli destek süreçlerini işletmesi gerektiğini vurguluyor.
Okul “gölge öğretmen olmadan çocuğunuzu alamayız” diyebilir mi?
Rehbere göre velinin kendi ücretini ödeyerek “gölge öğretmen” sağlaması genel bir kayıt veya okula devam şartı değil. MEB’deki “kolaylaştırıcı kişi” uygulaması ise ayrı bir düzenleme ve velinin talebi ile BEP geliştirme biriminin kararına bağlı. Çocuğun okula devamının ailenin ücretini ödeyeceği bir personel bulmasına bağlanması, eğitim hakkı ve ayrımcılık yasağı bakımından hukuki sorun oluşturabilir.
Veli BEP toplantısına katılabilir mi?
Evet. Veli, BEP geliştirme biriminin üyeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle velinin görevi yalnızca önüne getirilen bir belgeyi imzalamak değil; BEP’in hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sürecine katılmak.
Engelli öğrenci sınavlarda ek süre alabilir mi?
Öğrencinin bireysel ihtiyacına göre sınavlarda ek süre, erişilebilir materyal, daha az uyaranlı bir sınav ortamı, okuyucu veya kodlayıcı desteği gibi düzenlemeler değerlendirilebilir. Bu düzenlemelerde öğrencinin BEP’i, gelişim özellikleri ve eğitim performansı dikkate alınıyor.





Bir Cevap Yazın